Bener KARAKARTAL

Sarkozy’nin Projesi: Tuzak mı, fırsat mı?

Fransa için Akdeniz İçin Birlik Projesi’nin amacı neydi? Bu proje neden Akdeniz ülkelerinde bir fırtına koparıyor ve Avrupa Birliği ülkeleri içinde de tepki ile karşılanıyor? Türkiye açısından bu proje ne ifade ediyor?

Nicolas Sarkozy, Fransa Cumhurbaşkanı seçildiği daha ilk anda, 6 Mayıs 2007’de Akdeniz Birliği projesini görkemli bir şekilde dünya kamuoyuna açıkladı. Daha sonra gerçekleştirdiği Fas ve Cezayir seyahatlerinde de, yoğun bir şekilde bu projeyi destekleyen konuşmalar yaptı. Fransa’nın amacı neydi? Bu proje neden Akdeniz ülkelerinde bir fırtına koparıyor ve Avrupa Birliği ülkeleri içinde de tepki ile karşılanıyor? Türkiye açısından bu proje ne ifade ediyor? Proje Türkiye açısından bir tuzak mı yoksa bir fırsat mı? Türkiye bu girişimden fayda sağlayabilir mi? Nasıl? Bu mümkün. Ama bu projeyi iyi anlamak şartıyla.

Akdeniz İçin Birlik Projesi, esasında, Fransa’nın geleneksel çok yönlü diplomasisi içinde yer alıyor. Fransa en az iki yüz yıldır çok önem verdiği Akdeniz egemenliğini değişik bir şekilde “Akdeniz İçin Birlik Projesi” çerçevesinde sürdürmek istiyor. Proje eski ama vitrin tamamen değişiyor. Süreklilik Akdeniz’in son yıllarda artan öneminden kaynaklanıyor.

Dünyanın beşinci büyük ekonomisi olan Fransa doğal olarak yalnız Akdeniz politikası ile yetinemez. Fransa’nın Amerika ile ilişkilerini düzenleyen bir Atlantik politikası var. Fransa Avrupa Birliği’nin fikir babası ve kurucusu. Avrupa Birliği’nin bir çok organı, başta Avrupa Parlâmentosu olmak üzere Fransa’da bulunuyor.

Fransa’nın yüz yıllardır süren bir Doğu Avrupa politikası var. Ama bunların yanında da tarihsel olarak güçlü bir Akdeniz politikası var. Son iki yüz yılda siyah Afrika’nın bir yarısı ile Kuzey Afrika’nın büyük bir kısmı Fransa’nın sömürge imparatorluğu içinde yer aldılar. Fransa’nın bu ülkelerle ayrıcalıklı özel ilişkileri bugün, yoğun bir biçimde devam ediyor. Fransa’nın, Mısır ve Suriye gibi Ortadoğu ülkeleri ile de geleneksel ilişkileri olduğu bilinen bir gerçek. Sarkozy, Akdeniz İçin Birlik Projesi’ni varolan bu tarihsel temeller üzerinde daha da güçlendirerek ama günümüze de uyarlayarak hayata geçirme çabası içine giriyor. Neden?

Akdeniz Bölgesi enerji açısından dünya için vazgeçilmez bir önemde.

Petrol fiyatlarının son zamanlarda bir ok gibi fırlaması, Akdeniz Bölgesi’nin önemini daha da arttıyor. Petrol Cezayir’de Libya’da Suudi Arabistan’da Körfez ülkelerinde Irak ve İran’da. Giderek artan ölçüde petrol gelirine sahip bu ülkeler Fransa’nın çok iddialı olduğu nükleer enerji pazarı açısından da çok büyük önem taşıyor. Ama bu ülkeler demokratik gelişme açısından çok sorunlu. Irak Savaşı, İsrail-Filistin, Suriye- Lübnan ilişkileri problem olmaya devam ediyor. Libya’nın dünya ile ilişkileri de çözüme kavuşmuş değil. Bölge’ ye istikrar getirmeden Bölge’ den tam verim almak zor görünüyor. Sarkozy’nin Akdeniz felsefesi. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy çok iddialı ve çok hırslı bir kişiliğe sahip. İnatçı ama düşüncelerini halkların destekleyeceği popüler bir felsefe üzerine oturtmak için de özel çaba gösteren bir lider.

Sarkozy’nin Akdeniz İçin Birlik Projesi felsefe olarak Avrupa Birliği felsefesini model olarak alıyor.

Avrupa ülkeleri de bin yıl kendi aralarında savaştılar. Yüzyıl Savaşları, Otuz yıl Savaşları İngiltere ve Fransa’yı karşı karşıya getirdi. Fransa ve Almanya arasında yaşanan ve on milyonlarca kişinin ölümüne yol açan Birinci ve İkinci Dünya Savaşları Avrupa’nın tükenmesine yol açtı. Ama Fransa ve Almanya’nın barışmasından Avrupa Birliği doğdu ve Avrupa tekrar dünyanın en zengin kıtası oldu. Euro’nın yükselen değeri karşısında Dolar güç kaybetmeye devam ediyor. Sarkozy Avrupa’nın barışma felsefesi modelini şimdi Akdeniz’e taşımak istiyor. İsrail - Filistin Savaşı, Lübnan ve Irak sorunu, Suriye ve Libya’nın tekrar diplomatik masalarda yer alması İran’ın kontrolü Akdeniz’de ekonomik işbirliğinin artmasıyla çözüme kavuşabilir.

Kurumsal Çerçeve ve Birliği ilgilendiren konular.

Akdeniz İçin Birlik için önerilen çerçeve kurumsal olarak daha çok G8’lere benziyor. Birliği bir Kuzey’den bir Güney’den gelen eş başkanlar yönetecek. Birliğin bir Konsey’i olacak. Sekreterya ve finansman meselesi daha çözüme kavuşmuş değil. Birlik için önerilen kurumsal yapı “oynak geometri” yani, konularına ve çıkarlarına göre ülkeler gönüllü olarak Birliğin faaliyetlerine katılacak veya katılmayacaklar. Birlik “oynak geometri” modeli çerçevesinde Akdeniz’i ilgilendiren bütün konularda çalışmalar yürütecek. Yaz aylarında orman yangınlarını söndürmek için işbirliği yapılacak. Denizlerin kirliliği denetlenecek kaçak işçi sorunları, kaçak göçler, doğal afetler, nükleer kirlenme Birliğin özel sahalarını oluşturuyor. Ekonomik, sosyal, kültürel işbirliği Birliğin öncelikli konuları arasında yer alacak.

Sarkozy’ nin projesine hem güneyden hem kuzeyden büyük tepkiler var.

Güney’in tepkileri: Güneyden en sert tepki Libya lideri Kaddafi’den geldi. Paris Libya’ya yakınlaşmak için son aylarda olağan üstü çaba sarfetmiş ve Kaddafi’yi muhteşem biçimde Paris’te ağırlamıştı. Oysa Kaddafi Akdeniz Projesine en sert tepki gösteren lider oldu. “Hor görülmek ve küçümsenmek ve sadaka istemiyoruz. Bizim zaten içinde yer aldığımız bir Arap Birliği ve Afrika Birliği teşkilatlarımız var” dedi.

İsrail’in projede yer alması bir çok Arap ülkesinde tepki ile karşılandı. Bu tepki Arapların radikal kanatlarından Cezayir Suriye Lübnan ve Filistin’den geldi. Şüphesiz Fransa Suriye’yi yumuşatmak için olağanüstü çaba sarf ediyor ve 13 Temmuz’da Paris’te gerçekleşecek başlangıç toplantısında, Suriye Devlet Başkanı’nın yer almasını kuvvetle arzu ediyor. Ama radikal Arap ülkeleri projeye tepki verirken ılımlı Arap ülkeleri de proje lehinde çaba göstermiyor. Tunus, Fas, Mısır gelişmeleri izliyor ve kısmen şüpheci davranıyor. Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa “Projenin içinde daha ne var, bekleyip görelim”diyor.

Türkiye de projeye çok sıcak bakmıyor. Başlangıçta proje Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasını engelleyen bir girişim olarak algılandı. 13 Temmuz Paris Toplantısı’na ne düzeyde katılacağı hala bilinmiyor.

Kuzey’in tepkileri:
Avrupa Birliği ülkeleri de, Akdeniz’e kıyısı olan İspanya, Portekiz ve Yunanistan dışında Akdeniz İçin Birlik Projesi’ne çok sıcak ilgi göstermiyorlar. 1995’te Barselona Toplantısı’nda “AB’nin başlattığı ve bir gelişme göstermeyen Euromed Anlaşmasını canlandıralım.” görüşü Kuzey ülkeleri arasında taraftar buluyor. Kasım 2007’de Lizbon’da gerçekleşen AB toplantısı Akdeniz Birliği projesini bu çerçevede ele aldı ve Almanya Şansölyesi Merkel’in başını çektiği Kuzey Cephesi projeyi sulandırarak AB’ye mal etmek yolunu seçti.

Akdeniz İçin Birlik Projesi Türkiye için büyük bir fırsat olabilir. Ama Ankara’da bu konuda akıllı bir bilinçlenme olması koşuluyla.

Akdeniz tarihte dünyanın merkezi idi. Bu bakımdan dünya lideri olan ülkeler, dünya lideri olabilmek için hep Akdeniz’i ele geçirme gayreti içine girdi. Önce Roma Akdeniz’i kendi gölü yaptı. Doğu Roma Başkenti İstanbul’u fetheden Türkler 15. Yüzyıldan itibaren üç yüz yıla yakın bir süre ile Akdeniz’i bir Osmanlı gölü yaptı. Napoleon’un Fransa’sı ile Osmanlılar, unutmayalım, Mısır’da piramitlerin gölgesinde savaştı. Fransa Osmanlılar’dan Tunus ve Cezayir’i alarak ve egemenliğini Fas’a da yayarak Akdeniz’de üstünlük kurdu.

Bugün de Akdeniz özellikle enerjinin birinci plana geçmesi ile en az Pasifik ve Atlantik kadar önemli. Eğer Ankara’da vizyon ağır basarsa Türkler tekrar Akdeniz’de figüranlıktan eş başkanlığa yükselebilir. Tuzak o zaman fırsat olur. ...



DEVAMINI OKUMAK İÇİN DERGİYE ABONE OLUN