Türkiye-Almanya ve Türkiye-AB Dış Ticareti
Uzun bir geçmişe sahip Türk-Alman ilişkileri son yıllarda sürekli artış eğilimini sürdürmektedir. Almanya, Türkiye´nin en önemli dış ticaret partneri görünümündedir. İkili ilişkilerin belli alanlarında yaşanan tıkanmalara rağmen süreklilik gözlemlenmektedir. Ekonomik ilişkiler alanında daha net biçimde görülebilir olan bu durumun en net kanıtı, 1996-2006 yılları arasında iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin yaklaşık üç kat artmış olmasıdır. Kısa vadeli duraklamalar yaratan iki istisnai durum ise 1999 ve 2001 yıllarında Türkiye´de yaşanan ekonomik krizler olmuştur.
Türkiye´nin Batı´ya ekonomik ve politik alanda yönelimi ülkenin dış ticaret ilişkilerinin yoğunlaştığı ülkeler listesinden görülmektedir. 20 ülkelik listede İslam ülkelerinden yalnızca Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Cezayir ve İran yer almaktadır. Komşu ülkeler arasında Rusya açık farkla en önemli partner haline gemiştir. Türkiye´nin AB ile yakın ilişkileri ihracat listesinde de açık biçimde görülmektedir. 20 ülkelik listenin 11 üyeso AB üyesi ülkelerdir. İlk on ülke arasında ise 7 ülke AB´ye dahildir, ilk ona giren diğer ülkeler ise ABD, Rusya Federasyonu ve Irak´tır.
Türkiye´nin ithalat yapısında son yıllarda köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Birkaç yıl öncesinde listede yer almayan Çin bir anda yüksek değerlerle listeye girmiştir. Rusya özellikle doğalgaz satışı sayesinde Türkiye´nin en çok ithalat yaptığı ülke olan Almanya´yı bu yerinden etmiş bulunmaktadır.
Türkiye´nin ithalatında da ilk yirmi ülke arasında 8 AB ülkesi yer almaktadır. İslam dünyasından ilk yirmide sadece İran, Cezayir, Suudi Arabistan ve Libya yer almaktadır.
Kuzey Ren Vestfalya İstatistik Dairesin´nin 23.07.2007 tarihli verilerine göre Türkiye´den Almanya´ya dış ticaretin % 84´lük bölümünü endüstriyel ürünler tutmaktadır. Birim düzeyinde bu endüstriyel ürünler arasında en çok paya sahip olan kalem ise tekstil ürünleridir. Ağır taşıtlar da Türkiye´nin ithalatında yükseliş gösteren kalemlerden biri haline gelmiştir.
Endüstriyel ürünler arasında tekstil mamüllerinin ardından % 14, 9 pay ile gelen ağır taşıt ve yan ürünleri ihracatı 1,4 milyar Euro´luk değere ulaşmaktadır. Diğer kalemler makineler, haberleşme teknolojisi ürünleri, Radyo ve televizyon gibi yayın alıcıları elektronik ve metal ürünleridir.
Endüstriyel gıda ve tarım ürünleri toplamda üçüncü sırayı almaktadır. Türkiye´nin Almanya´ya ihracatındaki diğer önemli kalemler ise kauçuk ve plastik ürünleri ile mobilya, takı, müzik enstrümanları, spor aletleri ve oyuncaklar olarak sıralanmaktadır.
2006 yılı itibariyle Almanya´nın Türkiye´ye ihracatında en önemli kalemler ise % 24,4 ile taşıma araçları, % 19,4 ile makineler ve % 16,2 ile kimyasal ürünlerdir. İlk üç sırada yer alan bu kalemleri, % 5,5 ile elektirikli gereçler, % 4,4 ile demir-çelik ürünleri, %4,4 ile tıbbi mamüller, % 3,7 ile haberleşme ürünleri izlemektedir.
Türkiye AB´ye ekonomik
olarak entegre olmuştur
Türkiye ve Almanya arasında imzalanan Gümrük Birliği antlaşması 1 Ocak 1996´dan beri yürürlüktedir. Temelde endüstriyel ürünleri kapsayan gümrük birliği, tarımsal ürünleri ilk aşamada kapsam dışında bırakmıştır. Birlik Türkiye için gümrük vergilerinin karşılıklı olarak kaldırılması ve üçüncü ülkelere karşı dış ticarette AB´nin tarifelerinin kullanılmasını ifade etmektedir. AB tarifelerinin üçüncü ülkelere karşı uygulanması Türkiye´nin önemli bir dezavantajı olarak değerlendirilmektedir.
Bu en açık şekilde Çin tekstil endüstrisi ile rekabette belirgin şekilde görülmektedir.
Gümrük Birliği uygulaması Türkiye´nin dış ticaret dengesinde açık tarafının büyümesi sonucunu vermiştir. Türkiye´nin ithalatında Avrupa menşeeli ürünlerin payı 1995´den 1999 yılına kadar % 47,2´den % 52,6´ya (21,4 miyar $) yükselirken, aynı dönemde Türkiye´nin de ihracatında Avrupa´nın payı 1999 yılında % 54´e ulaşmıştır. 1999´daki en yüksek değerin ardından AB´nin ithalat payı düşerek, % 41´e gerilerken, Türkiye´nin ihracatında AB´nin payı % 50´lerde sabit kalmıştır.
Gümrük Birliği´nin başlangıcından Mayıs 2007´ye kadar AB´nin Türkiye ile dış ticaretten elde ettiği fazla 103 milyar Dolar´a ulaşmaktadır.
Son yıllarda Türkiye´nin dış ticaretindeki hızlı yükseliş doğrudan AB ile ticarete bağlanamaz. Dış ticaret açığı bu alanda rekorlar kırılan 2004 yılından beri gerilemektedir. Türkiye´nin ithalatındaki artış, talebin yabancı mamüllere yönelmesi ve Türk işletmelerinin rekabet güçlerini arttırmak üzere yatırım malzemeleri talepleri ile ilişkilendirilebilir.
Kısa vadede makroekonomik değerler üzerinde olumsuz görünen bu durum, orta ve uzun vadede kendilerini amorti edecektir. Artan endüstrileşme ve liberalleşme ile Türk ekonomisinin AB karşısındaki ihracat gücü artmış bulunmaktadır. Bu nedenle AB´nin Türkiye´nin ihracatındaki payı % 50´nin üzerinde bulunmaktadır. Dış ticaretteki açığı etkileyen önemli bir etken ise Rusya, Çin, İran ve Japonya, İsviçre ve Güney Kore´nin hızla artan payıdır..
DEVAMINI OKUMAK İÇİN tıklayın ABONE OLUN